Domuz gribi korunma yolları neler? H1N1 virüsü

domuz_gribi_salgini_1

Domuz gribinin belirtileri nelerdir? Domuz gribi nedir? (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?

Son günlerde meydana gelen Domuz gribi’ne bağlı ölümler endişeye neden oldu. Kocaeli’de tedavi altına alınan,  ’Domuz gribi’ olarak bilinen H1N1 virüsü kaptığı belirtilen Güler Akbaş isimli kadın öldü. Düzce’de, domuz gribi şüphesiyle 3 kişi hastanede tedavi altına alındı. Peki Domuz Gribi belirtileri tanısı, Domuz Gribi nedir? H1N1 virüsü Domuz gribi tedavi yöntemleri nelerdir?

Domuz gribi nedir?

Domuz gribi, A(H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır. Bu virüse ” domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.

Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?

Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir.

Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır?

Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir. İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma gösterilmemiştir.

Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?

Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:

Ateş,
Öksürük,
Boğaz ağrısı,
Yaygın vücut ağrısı,
Baş ağrısı,
Üşüme ve
Yorgunluk

gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir.

Hastalığa yakalanan kişiler ne kadar süreyle bulaştırıcıdır?

Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar.

Daha çok hangi yüzeyler bulaşma kaynağıdır?

Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.

Domuz gribi virüsü cansız yüzeylerde ne kadar yaşar?

Kapı kolu, masa, bardak vb yüzeylerde virüs 2-8 saat canlı kalmaktadır. Bu yüzeylerin sık sık temizlenmesi ve ellerin sık sık yıkanması, bulaşma riskini de en aza indirecektir.

Ev eşyalarının temizliğinde nelere dikkat etmek gerekir?

Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir. Günlük kullandığımız temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddeler de etkilidir.
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.

Domuz Gribi Tanısı

Tanı PCR yöntemi ile konulmaktadır. Test bu konuda özelleşmiş laboratuvarlarda yapılmaktadır.

Domuz gribini tedavi eden ilaçlar var mıdır?

Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.

KISISEL KORUNMA YÖNTEMLERI

Hastaliktan korunmak için nelere dikkat etmeli?

Hasta görünen, atesli ve öksürügü olan kisiler ile yakin temas etmek zorundaysaniz
(1 metre kadar yakinina gelinecekse) maske takin ve temastan sonra elerinizi sabunlu su ile yikayin.

Ellerinizi sik sik su ve sabun ile yikayin. Özellikle öksürdügünüzde veya hapsirdiginizda mutlaka yikayin. Yikama olanagi yok ise alkol bazli el dezenfektanlari kullanin.
Öksürdügünüzde veya hapsirdiginizda agzinizi kagit mendil ile kapatin. Mendili çöp kutusuna atin. Ardindan ellerinizi yikayin.
Ellerinizi gözünüze, burnunuza ve agziniza sürmeyin. Virüsün bu yolla yayildigini unutmayin. Eger hasta iseniz evde kalin ve diger kisilerle temasinizi sinirlandirin.

Soguk alginligi yasayanlar ne tür önlemler almali?

Kendinizde soguk alginligi belirtileri hissettiginizde hastaliginiz ile ilgili ailenizi ve is yerinizi mutlaka bilgilendirin.

Mümkün ise bulastirma riskini en aza indirmek için evde kalin ve kalabaliktan, okuldan, isten uzak durun.

Istirahat edin ve bol sivi alip, var olan yakinmalariniza yönelik tedavi uygulayin. Bogaz agrisi için pastil, yüksek ates, bas ve genel vücut agrisi için ates düsürücü, agri kesici alabilirsiniz.

Hapsirirken ve öksürürken agzinizi ve burnunuzu tek kullanimlik mendillerle kapayin ve kullanilmis mendilleri uygun sekilde yok edin. Özellikle hapsirdiktan veya öksürdükten sonra, ellerinizi iyice yikayin.

Yakinmalariniz artar ve soluk alirken zorlanma da baslar ise en yakin saglik merkezinin acil servisine basvurun. Mümkün ise önceden, hekiminiz ile temasa geçin ve bilgilendirin.

Yolculuk sirasinda agzinizi ve burnunuzu maske ile kapatarak etrafa bulastirma riskini azaltin. Yakinmalarinizda artis olursa hekiminiz ile irtibata geçiniz.

ASI ILE KORUNMA

Mevsimsel grip asisi domuz gribine karsi koruma saglar mi?

Hayir saglamaz.

Kimler domuz gribi asisi yaptirmali?

Saglik personeli ile enfeksiyonu agir geçirme olasiligi olan risk gruplari bu asiyi yaptirmalidir.

Domuz gribine karsi korunabilmek için beslenmede nelere dikkat etmeli?

Özel beslenmeye gerek yoktur. Sadece bol sivi tüketmeye özen gösterilmelidir.

TEDAVISI

Domuz gribi olgularinda kullanilan etkin bir ilaç var mi?

Gerektiginde doktor kontrolünde kullanilabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafindan önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanilmamalidir.

Domuz gribi hakkinda tedavi uygulamaya ehliyetli kurum var mi?

Saglik Bakanligi’nin çesitli dönemlerde tahsis ettigi hastaneler vardir.

6 ilde domuz gribi timi kuruldu

2014’ten bu yana 16 kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiği Türkiye’de kritik şehirlere gönderilmek üzere grip timi oluşturuldu.

4 kişilik timlerin virüsten korunma yollarını anlatacağını aktaran Grip Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Akın, vaka sayısını 25 Mart’tan itibaren azalacağını söyledi.

Sağlık bakanlığı, 2014 yılından bu yana 16 kişinin grip nedeniyle yaşamını yitirdiğini, bu ölümlerin 11’ine Domuz gribi virüsünün neden olduğunu açıklamış ve domuz gribinde (H1N1 virüsü)  toplam vaka sayısının ise 170 olduğu bilgisini vermişti.

Haber Türk’ten Lütfi Erdoğan’ın haberine göre,  bu açıklamaların ardından bakanlık, grip ve ölümlerin çoğunlukta olduğu illerde görevlendirilmek amacıyla grip timi oluşturuldu ve Kocaeli, Sivas, Çanakkale, Samsun, Mersin ile Antalya’ya gönderildi. Grip timlerinin görevi ise halkı gribe karşı bilgilendirmek ve grip virüsünden numune alarak Ankara’daki merkez laboratuvara iletmek.

25 MART’TAN SONRA AZALACAK

Grip bilim Kurulu üyesi Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Akın, dolaşımda olan virüslerin A ve B grubundan oluştuğuna dikkat çekerek, şu bilgileri verdi: A grubuna H1N1 ve H3N2 virüsleri var. Türkiye’de bizim rahatlığımız hala H1N1’in etkin olması. Çünkü H1N1 aşısının koruyuculuk düzeyi istediğimiz etkinlikte. Akın’ın aktardığına göre, Türkiye’de bu yılın ekim ve kasım aylarından sonra H3N2’nin aktive olmaya başlayacağı tahmin ediliyor. Akın, “Zaten 2015-2016 yılan ait aşıda bu virüse karşı koruyucu madde olacak. Vakalar Türkiye’de ayın 25’inden sonra azalmaya başlayacak.

GRİP BU HAFTA TAVAN YAPACAK

Grip Bilim Kurulu üyesi Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Enfeksiyon Ünitesi’nden Prof. Dr. Ateş Kara da şu uyarılarda bulundu: Güneş çıktı ve hava ısınmaya başladı, o zaman virüs bulaşmaz. Grip Türkiye’de nisan ayından sonra azalıyor. Bu sene gripten etkilenme oranı hava şartlarına bağlı olarak yüzde 45-60 aralığında seyrediyor, geçen yıl bu oran yüzde 35’ti. Türkiye’de gribin en hızlı yayıldığı döneminde içinde bulunuyoruz. Gelecek haftalardan önce azalmaya başlayacak.

NİSAN VE MAYISTA YENİ VİRÜS ÇIKAR

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın ise H1N1 ve H3N2 virüslerinin gelişme aşamasında olduğunu belirterek, “Mayıs ayına kadar vakalar azalarak devam eder. Ancak nisan-mayıs aylarında yeni virüsler ortaya çıkar. Yeni virüse karşı eylül-ekim gibi aşı yaptırılmalı.

Kusmuk Boğulmalarına Karşı Güvenli Yatış Şekli

anne_bebek_450

 

Dr. Aşkın Güra Nemlioğlu, bebeklerin kusmuğundan boğulmalarını engellemek için ebeveynlerin yapması gerekenleri açıkladı.

Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Yenidoğan Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aşkın Güra Nemlioğlu, bebeklerin bir yaşını dolduruncaya kadar emzirildikten sonra hemen yatırılmaması gerektiğini belirterek, gazı çıkarılan bebeğin sırt üstü yatırılmasının hayati önem taşıdığını kaydetti.

Sağlıklı bebeklerin bir yaşını doldurmadan nedensiz olarak aniden ölümüne, ‘ani bebek ölümü sendromu’ adı verildiğini aktaran Dr. Nemlioğlu, ailelere ilk 1 yıl içinde güvenli yatış pozisyonlarını anlattıklarını kaydetti. Yeni doğan bebeğin zemini çok yumuşak olmayan sert bir yatakta yatırılması uyarısında bulunan Dr. Nemlioğlu, yatak arasında boşluk bırakılmadan bebeğin sırt üstü yatırılması gerektiğini vurguladı.

GÜVENLİ YATIŞ POZİSYONU NASIL OLMALI?

Bebeklerin yan veya yüzüstü yatırılmaması tavsiyesinde bulunan Dr. Nemlioğlu, “Sırt üstü pozisyonda bebekler başlarını sağa yada sola çevirdiklerinde herhangi kusma durumunu soluk borularına kaçırmadan kendilerine kurtarabiliyorlar. Buna güvenli yatış pozisyonu diyoruz. Bebeklerin yüzde 60’ı fizyolojik olarak ilk 6 ayda bebeklerin çoğu kusuyor. Güvenli yatış pozisyonunda yatırılan bebeklerin büyük kısmında kusmukla ilgili bir sıkıntı yaşanmıyor” dedi.

“EMZİRİLEN BEBEK HEMEN UYUTULMAMALI”

Dr. Nemlioğlu, evde sigara içilmesinin de ani bebek ölümlerinin yaşanmasında önemli bir etken olduğunu vurguladı. Bebeğin beslenmesinin ardından hemen yatırılmamasını işaret eden Dr. Nemlioğlu, “Bebeklerin gazının çıkarılarak yatırılması daha güvenlidir.Özellikle emzirilen bebeklerde bebeklerin sırtına masaj yaparak gazlarını çıkarttığımız zaman  kusma ihtimalini azaltmış oluyoruz. Bebeklerin emzirildikten sonra hemen yatırılmaması gerekir. En az 15-20 dakika sonra bebek uyutulmalıdır” diye konuştu.

“EMZİREN ANNE UYKUSUZ ANNEDİR”

Anne ve babaların bebeklerini aralarında yatırmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Nemlioğlu, “Emziren anne uykusuz annedir. Annenin çocuğunun üzerine düşme şeklinde boğulma olabiliyor. Ayrıca bebeğin yatağında kendi avucundan küçük objelerin bulunmaması gerekir. Bu da bir diğer boğulma riskinin nedenlerindendir” ifadelerini kullandı.

Kaynak : İHA
best wordpress theme

Sürekli Yorgunluk Hissine Son

içerik

 

Uzman Diyetisyen Şebnem Kandıralı, sürekli yorgunluğun nedenlerini ve çözüm yollarını açıkladı.

Kandıralı, “Yoğun bir günlük programınız oluşu, işiniz, trafik ya da sorumluluklarınızın artışı tek başına yorgunluğunuzun nedeni olmayabilir” diyerek enerji eksikliğinin nedenlerinden bazıları şöyle sıraladı;

DİYETİN ETKİSİ OLABİLİR

Araç doğru yakıt olmadan çalışmadığı gibi vücut da doğru besin verilmediği zaman tam anlamıyla işlev gösteremez. Basit karbonhidratlar ( şeker, kek, meyve, beyaz un vb.) hızlı bir çalışma için tetiklerler ancak çabuk tükenirler sonunda yanmış ve bitmiş bir his bırakırlar. Kompleks karbonhidratlar gibi uzun süre dayanıklı yakıtlara ihtiyacımız vardır. Sebzeler, kurubaklagiller, tam tahıllar yavaş yavaş enerji verirler. Ağırlıklı olarak bunları tüketin.

ATP’ NİN DÜŞÜK OLMASI YORGUNLUK YAPAR

Vücudun birincil enerji molekülü adenozin trifosfat ( ATP ) tır. Vücuttaki her metabolik reaksiyonda bu yakıtlar kullanılır. Yaşlandıkça bu enerji seviyeleri düşer bu yüzden gençken daha enerjik ve aktifizdir. ATP yapmak için vücut farklı kaynaklardan yardım alır. Koenzim Q10 ve bir antioksidan olan pirolo kinolin kinon (PQQ) ATP yapım sürecinde aktif olarak rol oynarlar. Bu maddelerin suplemanlarını alarak ATP üretimine katkıda bulunabilirsiniz.

TİROİD BOZUKLUKLARI YORGUNLUĞA YOL AÇAR

Eğer devamlı bir yorgunluk hissediyorsanız mutlaka tiroidlerinize baktırın. Tiroid hormonu vücudun enerji tüketim hızını düzenlemede yardımcıdır. Bu hormon düzeylerinde hafif bir oynama bile yorgun hissettirir. Doktorunuza danışarak TSH, T3, T4, Serbest T3 ve T4 testlerini yaptırdığınızdan emin olun. Tek başına TSH bakılması yeterli bilgi vermemektedir.

İYİ BİR UYKU UYUMAMAK YORGUNLUK NEDENİDİR

Yeterli uyku alınmıyorsa ( 7 saat ) muhtemelen asla enerjik hissedemeyeceksiniz. Uyku vücudun yeniden şarj olmasını sağlar. Araştırmalar uykunun beyindeki ATP seviyelerini arttırdığı yönündedir.

SUSUZLUK YORGUNLUK YAPAR

Çalışmalar hafif bir susuzluğun bile yorgunluk sebebi olduğunu göstermektedir. Günde en az 8 bardak içip, su içeriği yüksek meyve ( erik, ahududu, çilek, elma, karpuz vb.) ve sebze ( ıspanak, salatalık, kereviz, domates vb.) tüketmiyorsnaız yorgunluk kaçınılmazdır.

TIBBİ BİR DURUMDA YORGUNLUK SEBEBİDİR

Yaşam tarzı değişikliklerinden ötürü bir yorgunluk hissediyorsanız mutlaka profesyonel bir destek alın. Kalıcı yorgunluk anemi, anksiyete, depresyon, alerji ya da kalp sorunların bir belirtisi olabilir. Doktora danışılmasında fayda vardır.”

Kaynak : AA

1 Nisan şakası yaparken dikkat

kalp-krizi-nedir

 

Namık Kemal Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Niyazi Güler, vatandaşları 1 Nisan şakaları konusunda uyardı.

1 Nisan’da kötü şakalara bağlı heyecanın kalp krizine sebep olabileceğini belirten Prof. Dr. Niyazi Güler, “Yarın 1 Nisan. Tabi kötü şakalar olabilir. Bunlar stres yapıp da aşırı heyecan yaparsa stres durumunu artırırsa bunlar kalp krizini tetikleyebilir. Dolayısıyla özellikle kalp hastalarına çok dikkatli şakalar yapmak lazım. Stres yapıcı, üzücü o tür şakalardan kaçınmak lazım. Aşırı heyecan stres dediğimiz durum kalp krizini başlatabilir. Damarın içinde mikro yırtıklar oluşturabilir O da kalp kriziyle sonuçlanabilir. Ani üzüntü ani heyecan sıkıntı stres durumu damardaki stresi artırıp damarın yırtılması ve oradaki kanın pıhtılaşmasına sebep verebilir. Kalp krizi geçiren hastaya aspirin varsa bir aspirin içirilebilir. Bir an önce hastaneye gelmesi gerekiyor. Kalp krizinin tedavisinde en faydalı yöntem anjiyo yöntemi ile damarların açılması. En faydalı yöntem bu. Bunun için de hastane şartlarında tedavinin başlaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“SİNİRLİ VE DUYARLI İNSANLARA ŞAKA YAPARKEN DİKKATLİ OLUN”

Kalp krizi riskine daha yatkın grup olan A tipi kişilere yani sinirli ve duyarlı kişilere şaka yaparken dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Erdem, “Kalp krizi geçirecek hastalar genellikle A tipi kişi dediğimiz daha sinirli ve daha duyarlı insanlar. O sebeple bunlarla konuşurken şaka yaparken daha dikkatli olmak gerekiyor. Herhangi bir durumda aniden bir kalp krizi başlayabilir çünkü bu hastalarda. Heyecanlandırmadan üzmeden şaka yapmak gerekiyor. Eğer ciddi kötü şakalar heyecana strese sebep oluyorsa bu da kalp krizini tetikleyebilir” dedi.

Kaynak : İHA

Zona Hastalığı ve Bitkisel Tedavi Yöntemleri

kasinti-300x283Zona Nedir?

Zona hastalığı ağrıya yol açan, ciltte kabartı, kaşıntı ve döküntülere neden olan bir cilt hastalığıdır. Tıp dilinde ‘herpes zoster‘ adını almıştır. Halk arasında ise ‘gece yanığı’ olarak bilinir. Zonada belli bir bölgeyi etkileyen döküntüler, birlikte kemer ya da bant şeklinde bir görüntü oluşturan, ilk önce su toplayıp ardından kabuk tutan kabarcıklar şeklindedir.Su çiçeğine neden olan varisella zoster adlı aynı virüs zona hastalığına da neden olur. Bu virüs bir kez vücuda yerleştikten sonra vücudun bağışıklık sisteminin zayıf düşmesini bekler ve fırsat bulduğunda harekete geçerek zona hastalığının ortaya çıkmasına sebep olur.Depresyon, stres, yaşlılık ve çeşitli hastalıklar vücudun zayıf düşme nedenleri arasında sayılabilir. Zonaya yol açan virüs sinir köklerine yerleşen bir virüs olduğundan, zona ağrıları da oldukça şiddetli olabilir. Sırt, göğüs, karın, kalça, kol, bacak, boyun, baş ve yüz bölgeleri zona hastalığının etkilediği bölgelerdir. Zona şikayeti bu bölgeler arasında en çok göğüs ve başta görülür.

Zonanın Nedenleri

Bir kişi su çiçeği hastalığı geçirdiyse, yukarıda sözünü ettiğimiz virüs vücuttaki bazı sinirlere yerleşmiş demektir. Su çiçeğine ve ardından zonaya neden olan bu virüs vücutta herhangi bir soruna yol açmadan yıllarca beklemede kalabilir. Su çiçeğinin ardından uzun yıllar sonra virüsün sinirlerde yeniden aktif hale gelmesiyle zona ortaya çıkar.

Virüsün neden birden bire harekete geçtiği ve zonaya neden olduğu tam olarak açıklanmış değildir. Ancak bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir dönemi seçtiği bilinmektedir.

Hemen her yaş grubunda zona hastalığı görülebilir ancak 50 yaş üzerindeki kişilerde risk daha yüksektir. Bu durum yaşlılıkta vücudun bağışıklık sisteminin zayıflaması ile açıklanabilir. Bir yaşından önce su çiçeği geçirenler ve bir hastalık ya da kullanılan ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıf olanlar da yine zona hastalığına daha yatkın kabul edilir.

Zonaya neden olan veya tetikleyen nedenleri sıralayacak olursak:

  • Varisella zoster adı verilen ve su çiçeğine de neden olan virüs / Su çiçeği geçirmiş olmak
  • Bağışıklık sisteminin zayıflaması (yorgunluk, hastalıklar, ilaçlar vb nedenlerden dolayı)
  • 50 yaş üstünde olmak
  • Depresyon
  • Stres, travma

Zona Tekrarlar Mı?

Bağışıklık sistemi her zayıf düştüğünde virüs harekete geçecek diye bir kural yoktur. Ayrıca her su çiçeği geçiren kişide de zona görülmez. Hastaların çoğunda, su çiçeği sonrasında hayat boyu zona şeklinde sadece tek bir atak görülür. Zona tekrarlamayan bir hastalık olarak kabul edilir ancak nadiren de olsa hastalığın tekrar tekrar ortaya çıktığı hastalar da vardır.

Zonanın henüz kesin bir tedavisi yoktur. Hastalık başladıktan sonra belirtilerin hafif atlatılmasına yönelik tedaviler yapılır.

Zona Bulaşıcı Mı?

Pek çok kişinin aklına gelen ilk sorulardan biri zonanın bulaşıcı olup olmadığıdır. Zona yaralarına temas eden kişiye bu hastalık zona olarak değil, su çiçeği olarak bulaşabilir. Çocukluğunda su çiçeği geçirmemiş ya da su çiçeği aşısı olmamış bir yetişkin ya da çocuk eğer zona yaralarına doğrudan temas ederse bu kişiye virüs bulaşabilir. Ancak varisella zoster virüsü bu kişinin vücuduna ilk kez girmiştir. Dolayısıyla virüs bulaşan bu kişide zona değil, su çiçeği görülür. Daha önce su çiçeği ya da zona geçirmiş olan kişiler ise zona hastalığına karşı dirençlidir.

Zona belli bir bölgede ağrı, karıncalanma, yanma ve kaşıntı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Öncesinde baş ağrısı, halsizlik, ateşsiz grip belirtileri, ışığa karşı hassasiyet görülebilir. Yanma ve ağrı şiddetli olabilir ve ciltte henüz herhangi bir döküntü ya da kabartı yokken ortaya çıkabilirler. Genellikle sırt ve göğüs bölgesinde görülen ağrılar çoğu kez başka hastalıklardan şüphelenilmesine neden olur. Ciltteki içi su dolu kabartılar ise kabuklu yaraya dönüşür.

Zona virüsü sinirleri etkilediğinden eğer hastalığa müdahale edilmezse  işitme kaybı, görme kaybı, yüz felci, kasların oynatılamaması, enfeksiyon gibi daha ciddi belirtiler de ortaya çıkabilir. Nadir de olsa zona baş bölgesini, yüzü ve gözleri etkileyebilir. Özellikle gözü etkileyen zonada hemen tedaviye başlanmalıdır. Akciğer, beyin ya da sindirim sistemindeki iç organlar da zonadan etkilenebilir.

Zona Tedavisi

Zona tedavisinde virüsle savaşacak bir ilaç kullanılması gerekir. Bu ilaç ağrıyı azaltır, hastalık süresini kısaltır ve hastalığın ileri aşamadaki ciddi sorunların ortaya çıkmasını engeller. Yanma ve ağrı hissedilmesinin ardından 3 gün içerisinde ilaca başlanması gerekir. Ciltte kabartılar ortaya çıkmadan tedavinin başlamış olması en iyisidir.

Zona hastalığında erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Bunun nedeni, zonanın sinirleri etkileyen bir hastalık olmasıdır. Eğer tedavide gecikilirse zona ağrılarının döküntü ve yaraların iyileşmesinden sonra bile, uzun süre devam etmesi riski doğar.

Vücut zayıf düşmüş olduğundan, dinlenme zona tedavisinde önemli bir yer tutar. Ayrıca yaraların iyileşme sürecinde düzenli pansuman yapılmalı ve yeni bir enfeksiyon oluşmamasına özen gösterilmelidir.

Zonanın hafif geçmesi için bu tedbirler alınırken, bağışıklık sistemini zayıf düşüren neden de araştırılmalıdır. Örneğin stresin ortadan kaldırılması ya da bir hastalık söz konusuysa, bu hastalığın da tedavisi düşünülmelidir.

Zona Hastalığı İçin Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Zona hastalında, ortalama 3 hafta içinde hem ağrılar hem de zona virüsünün bitimiyle, yani tedavisinden sonra leke kalmasını engelleyen bitkisel kremler ve spreylerden faydalanılabilir.

  • Alternatif ve Hemopati de destek ve tedavide kalıcı çözüm için, kesin sonuç alındığı, bitki özleri sayesinde medikal ilaç kullanmadan 2 ayda leke izi kalmadan garantili bitkisel yöntemlerle tedavi edebiliyor.
  • Zona hastalığına iyi gelecek, lahana kürü ile hastalığın daha çabuk iyileşmesine faydalı olacaktır. Lahana yaprakları ezilerek, lapa halinde konulur. ask seek knock Günde 4 defa içilir.
  • Vücut saf zeytinyağı ile ovulur.
  • Vücut sirkeyle karıştırılmış suyla yıkanır.
  • Ağrıyan yerler badem yağı ile ovulur.
  • 4 bardak suya, 4 kaşık ezilmiş kuşburnu konulur. 30 dakika kaynatılıp, nöbet şekeriyle tatlandırılarak, günde üç defa içilir.
  • Armut suyu güçlü bir antiviral bileşik olan kafeik asit bakımından zengindir. Zona hastaları bolca armut yiyip, armut suyu içmeleri önerilir.
  • Semizotu Çin de herpes ilacı olarak ün yapmıştır. Semizotunu, ıspanak gibi pişirip yenilebilir.
  • Çarkıfelek çiçeği, yumuşak bir sakinleştiricidir. Zona ağrıları için kullanmak çoğu zaman fayda getirir.
  • Oğul otu, herpes familyasından virüsler üzerinde ki, etkisi kanıtlanmıştır. Zona için bol miktarlar da oğul otu, zufa otu, yabani mercanköşk, nane, biberiye, adaçayı, yeşil nane, ve kekik gibi herhangi birini karıştırarak, yapılan çay fayda sağlamaktadır.
  • Oğul otu ile, 250 ml. kaynar suya 2 çay kaşığı kurutulmuş halde hazırlayarak, çayı doğrudan döküntünün üzerine uygularsanız faydasını göreceksiniz.

 Geçmiş olsun.